4 Haziran 2012 Pazartesi


XNA, EVRİM TEORİSİNE NEDEN DELİL OLAMAZ?


XNA ismindeki sentetik DNA, evrime delil olarak çeşitli haber sitelerinde yutturulmaya çalışılmakta.


1] Evrimciler, DNA’nın kendi kendine tesadüfler ve mutasyonlar sonucu doğal seçilim yolu ile oluştuğunu söyler. XNA ise, tesadüfen oluşmamıştır. Laboratuarda eğitimli ve şuurlu bilim adamlarınca üretilmiştir.

2] Bilim adamlarının XNA’yı üretmek için önce 6 farklı molekül üretmeleri gerekmiştir. Bu 6 farklı molekülün her birini doğru şekilde üretmek için ise, yüzlerce deneme yanılma yapmışlardır. Evrim teorisine göre, ilk deneme başarısızsa işlem devam etmez. Çünkü işlevliği olmayan birşey, kaydedilemediğinden veri silinir ve o işlem daha tamamlanmadan biter. Kontrollü bir laboratuar ortamında bile deneme yanılma olmaksızın oluşturulamayan bir molekül, doğa şartlarında kendi kendine asla meydana gelemez.

DARWINİZM’İN ASIL HEDEFİ DİNDİR


Evrim teorisi denildiği zaman insanların aklına farklı kavramlar gelebilir. Bazı insanlar -genelde materyalist çevrelerden kişiler- evrim teorisinin bilim tarafından ispatlanmış bir gerçek olduğunu sanırlar. Oysa gerçek bunun tam tersidir, bilimsel yüzlerce delil evrim teorisinin geçersizliğini gözler önüne sermiştir. Ancak yine de söz konusu insanlar evrim teorisini şiddetle savunur, bu teoriye karşıt her fikri şiddetle reddederler. 
İkinci grup, evrim teorisinin iddiaları hakkında bilgi sahibi değildir. Bu kişiler söz konusu teoriyle pek ilgilenmezler, çünkü Darwinist düşüncenin 1,5 asırdır insanlığa verdiği zararın farkında değildirler. Bilimsel yönden geçersizliğine rağmen evrim teorisinin hararetle savunuluyor olması, insanların karşısına bir dayatma olarak çıkarılması, onların gözünde bir sorun değildir. Bu konuda olan bitenlere tamamen gözlerini kapatmışlardır.
Bu kişiler teorinin bilim karşısında geçerliliğini yitirdiğini bilseler de, bu konuyu hiç önemsemedikleri gibi, önemseyenlere de bir anlam veremezler. Bu kişilere göre evrim teorisinin geçersizliğinin anlatılması için çaba sarf edilmesi, bu konuda kitaplar çıkartılması ya da konferanslar verilmesi gereksizdir. Çünkü onlara göre evrim teorisi zaten “eskimiş” ya da “bitmiştir”. Halbuki bu kişiler ciddi bir yanılgı içindedirler. Evrimin köhne bir teori olduğu doğrudur, ancak evrim teorisinin aldatmacalarının deşifre edilmesinin gereksiz olduğunun düşünülmesi yanlıştır.

EVRİM TEORİSİNİ SAVUNAN MÜSLÜMANLARIN YANILGILARI


Tarihin her döneminde insanlar evrenin ve canlıların kökeni üzerinde düşünmüş ve bu konuda çeşitli fikirler ortaya atmışlardır. Bu fikirleri evreni materyalist bakış açısıyla açıklamaya çalışanlar ve Allah’ın tüm kainatı yoktan var ettiğini -yani yaratılış gerçeğini- görenler olmak üzere iki başlık altında toplamak mümkündür.

Charles Darwin
İlk bölümde evrim teorisinin materyalist felsefe üzerine bina edildiğinden söz etmiştik. Materyalist bakış açısı, evreni oluşturan maddenin, var olan yegane varlık olduğunu iddia eder. Bu batıl inanışa göre madde sonsuzdan beri vardır ve maddeye hakim olan bir başka güç yoktur. Materyalistler, evrenin tesadüfler sonucunda kendiliğinden şekillendiğini, canlılığın ise zaman içerisinde yine kör tesadüfler sonucu cansız maddelerden evrimleşerek meydana geldiği yanılgısını kabul ederler. Bu yanılgıya göre, yeryüzündeki tüm canlılar doğal etkiler ve tesadüfler sonucu ortaya çıkmışlardır.

ALLAH’IN YARATMA İLMİ


Sitenin başından bu yana “Allah’ın canlıları evrimle yarattığı” iddiasıyla ortaya çıkan inançlı evrimcilerin içinde bulundukları büyük yanılgıyı inceledik. Bu kimseler diğer evrimciler gibi doğrudan “canlılar tesadüfen oluşmuştur” demez, ancak Allah’ın evrimle yarattığı yanılgısını savunarak, Darwinizm’e bazı noktalarda -isteyerek ya da istemeyerek- destek verirler. Onların bu hatalı bakış açılarına göre Allah canlı türlerini yaratırken mutasyon ve doğal seleksiyon gibi evrim mekanizmalarını kullanmıştır ve bu hiçbir dayanağı olmayan bir iddiadır. Ancak önceki bölümlerde belirttiğimiz gibi, ne doğal seleksiyonun ne de mutasyonun yeni bir canlı türü meydana getirmediği, yani evrimleştirici bir gücü olmadığı bilimsel gelişmelerle ortaya çıkmıştır. Evrimsel yaratılış yanılgısını savunanların iddiasına göre ise – ki bu hiçbir şekilde doğru değildir- Allah canlıların genetik yapılarında mutasyonlar yoluyla birtakım değişimler meydana getirmekte ve böylece onlara faydalı organlar kazandırmaktadır. Ya da yine bu gerçek dışı iddiaya göre Allah önce ilkel canlılar yaratmakta, sonra onları kompleks canlılar haline getirmek, onları mükemmelleştirmek için doğal seleksiyonu kullanmaktadır. Doğal seleksiyon mekanizmasıyla bir canlıya organ eklemekte ya da önceden yarattığı bir organı körelterek, çıkarmakta, bir türü bir başka türe dönüştürmektedir. . (Allah’ı tenzih ederiz)

KURAN AYETLERİNDE EVRİM TEORİSİNE DELİL YOKTUR


İnanç sahibi, Allah’a ve Allah’ın indirdiği İslam dinine inandığını söyleyen bir kimse için dini konudaki temel yol gösterici, Kuran ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetidir. Allah Kuran’da gerek canlılığın gerekse evrenin yaratılışı hakkında pek çok ayet indirmiştir. Fakat bu ayetlerde evrimle yaratılış olduğuna dair hiçbir bilgi ya da işaret bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle canlıların birbirlerinden türediğini, aralarında evrimsel bir bağ olduğunu destekleyecek bir ayet olmadığı açıkça görülmektedir. Hatta tam tersine Kuran’da -önceki bölümlerde de yer verdiğimiz gibi- canlılığın ve evrenin Allah’ın “Ol” emriyle mucizevi şekilde var edildiği bildirilmektedir. Bilimsel bulguların evrim iddialarını yalanladığı göz önünde bulundurulduğunda, Kuran’ın bilimle her zaman paralellik içinde olduğu bir kez daha görülmüş olacaktır. 

GÖZ ARDI EDİLEN ÖNEMLİ GERÇEKLER


Önceki bölümde bazı Müslümanların, evrimcilerin telkinleri altında kaldıklarından ve bilimsel gelişmelerden haberdar olmadıkları için evrim teorisini bilimsel bir gerçek sandıklarından bahsettik. İşte bu bilgi eksikliği söz konusu kimselerin evrim teorisiyle ilgili pekçok gerçeği göz ardı etmelerine neden olur. Evrim teorisinin putperest bir anlayış olduğunu, tesadüfleri ve doğa olaylarını adeta ilah gibi gösterdiğini (Allah’ı tenzih ederiz), teorinin kurucusu olan Charles Darwin’in dinsiz kimliğini ve evrim teorisinin neden olduğu zulmü, kargaşayı, savaşları ve diğer belaları görmezden gelirler.
Bu bölümde Müslüman evrimcilerin göz ardı ettikleri bu gerçekler üzerinde durulacak ve bu kişiler materyalist-ateist düşünceye destek sağlayan putperest bir anlayışı savunmaktan bir an önce vazgeçmeye davet edileceklerdir. 
EVRİM DÜŞÜNCESİ ESKİ YUNAN’DAN GELEN PUTPEREST BİR İNANÇTIR
Evrim teorisi, bu teoriyi savunanların iddia ettikleri gibi bilimsel bir teori değil, putperest (pagan) bir inançtır. İlk olarak Mısır, Babil ve Sümer gibi Milattan önce yaşamış toplumların batıl dinlerinde rastlanan evrim fikri, buradan Eski Yunan toplumundaki filozoflara geçmiştir. Putperest Sümerlerin yazıtlarında, yaratılışı inkar eden ve canlıların başıboş bir süreç sonucunda kademeli bir şekilde oluştuğunu iddia eden ifadelere rastlanmaktadır. Sümerlere göre canlılık, cansız su kaosundan kendiliğinden oluşmuştur.
Mısırlılar da kendi batıl dinlerinin gereği olarak “yılan, kurbağa, solucan ve farelerin, su baskınlarıyla taşan Nil ırmağının çamurlarından oluştuklarına” inanıyorlardı. Sümerlerin yaptığı gibi Mısırlılar da bir Yaratıcı’nın varlığını inkar ediyor ve “canlıların tesadüfler sonucunda balçıklardan” meydana geldiğini düşünüyorlardı.

Thales’in su üzerinde yüzen düz dünya fikrini temsil eden bir resim. Resimde yeryüzünün üzerinde 4 temel elementten ikisi olarak kabul edilen hava ve ateş görülmektedir.

DARWINİZM TEHLİKE OLARAK GÖRÜLMELİDİR


Sitenin önceki bölümlerinde evrim teorisine destek veren bazı inançlı insanların, teoriyi savunurken içine düştükleri yanılgılara değindik. Ancak burada üzerinde durulması gereken bir diğer konu da, evrim teorisine inanmadıkları halde, bu teorinin oluşturduğu tehlikeleri fark edemeyen kesimlerin içine düştükleri kayıtsızlıktır. 
İnançlı insanların, yaratılış gerçeğine tamamen karşı olan bir teoriyi tehlikesiz ve zararsız görmeleri, onun gelişmesine seyirci kalmaları, evrim teorisinin toplumda giderek yayılmasına ve kaçınılmaz olarak ateizmi güçlendirmesine dolaylı bir destek olacaktır. Bu nedenle dindarların, evrim teorisinin altında yatan felsefeyi iyi anlamaları gerekir. Evrim teorisi, materyalist felsefenin sözde “bilimsel” görünen bir üslupla ifade edilmesinden ibarettir. Materyalist felsefe ise “dinsizliğin dini”dir. Bu durum, her Müslümanın omuzlarına dinsiziliğin dini ile fikri mücadele görevini yüklemektedir.
“DARWİNİZM TEHLİKE ARZ ETMİYOR” DİYENLER YANILIYORLAR
İnançlı insanların bir bölümü evrim teorisinin geçmişte kaldığını, bugün artık kabul edilmediğini, dolayısıyla Müslümanlar açısından o kadar önemsenecek bir tehlikenin söz konusu olmadığını sanırlar. Bundan dolayı da bu teorinin sahtekarlıklarını, bilim dışı iddialarını ortaya koymayı kendilerince son derece önemsiz görür, Darwinizm’in bir tehlike arz etmediğini iddia ederler.

Prof. Philip Johnson

APAÇIK GERÇEK


Site boyunca da vurguladığımız gibi evrim teorisi ve evrimciler büyük bir çıkmaz içindedirler. Çünkü bilim, Darwinizm’i açıkça yalanlamaktadır. Bunun farkında olan evrimciler ise büyük bir panik içinde çırpınmakta, çıktıkları tartışma programlarında, açık oturumlarda ya da cevapsız kaldıkları her türlü ortamda hemen yaratılış gerçeğini savunanlara saldırmakta, bu şekilde sözle üstün gelmeye çalışmaktadırlar. 

YENI FOSIL EVRIM TEORISINI ÇIKMAZA SOKTU


Çad’da bulunan yeni bir kafatası fosili, evrim teorisini savunanları çıkmaza soktu. Darwinist bilim adamları, bu fosilin evrim teorisini kökünden sarstığını itiraf ediyorlar. “Maymundan insana uzanan evrim zinciri” masalı, bir kez daha çökmüş durumda.
 
Orta Afrika ülkesi Çad’da bulunan yeni bir kafatası fosili, evrim teorisinin insanın kökeni hakkındaki iddialarına yeni bir darbe indirdi. Dünyaca ünlü bilim dergilerinde ve gazetelerde geniş yer verilen bu yeni fosil, Darwinistlerin 150 yıldır ısrarla savundukları “insanın maymun benzeri canlılardan evrimleştiği” iddiasını kökünden sarsmış durumda. Fransız bilim adamı Michel Brunet tarafından keşfedilen fosileSahelanthropus tchadensis adı verildi.