GÖZ ARDI EDİLEN ÖNEMLİ GERÇEKLER
Önceki bölümde bazı Müslümanların, evrimcilerin telkinleri altında kaldıklarından ve bilimsel gelişmelerden haberdar olmadıkları için evrim teorisini bilimsel bir gerçek sandıklarından bahsettik. İşte bu bilgi eksikliği söz konusu kimselerin evrim teorisiyle ilgili pekçok gerçeği göz ardı etmelerine neden olur. Evrim teorisinin putperest bir anlayış olduğunu, tesadüfleri ve doğa olaylarını adeta ilah gibi gösterdiğini (Allah’ı tenzih ederiz), teorinin kurucusu olan Charles Darwin’in dinsiz kimliğini ve evrim teorisinin neden olduğu zulmü, kargaşayı, savaşları ve diğer belaları görmezden gelirler.
Bu bölümde Müslüman evrimcilerin göz ardı ettikleri bu gerçekler üzerinde durulacak ve bu kişiler materyalist-ateist düşünceye destek sağlayan putperest bir anlayışı savunmaktan bir an önce vazgeçmeye davet edileceklerdir.
EVRİM DÜŞÜNCESİ ESKİ YUNAN’DAN GELEN PUTPEREST BİR İNANÇTIR
Evrim teorisi, bu teoriyi savunanların iddia ettikleri gibi bilimsel bir teori değil, putperest (pagan) bir inançtır. İlk olarak Mısır, Babil ve Sümer gibi Milattan önce yaşamış toplumların batıl dinlerinde rastlanan evrim fikri, buradan Eski Yunan toplumundaki filozoflara geçmiştir. Putperest Sümerlerin yazıtlarında, yaratılışı inkar eden ve canlıların başıboş bir süreç sonucunda kademeli bir şekilde oluştuğunu iddia eden ifadelere rastlanmaktadır. Sümerlere göre canlılık, cansız su kaosundan kendiliğinden oluşmuştur.
Mısırlılar da kendi batıl dinlerinin gereği olarak “yılan, kurbağa, solucan ve farelerin, su baskınlarıyla taşan Nil ırmağının çamurlarından oluştuklarına” inanıyorlardı. Sümerlerin yaptığı gibi Mısırlılar da bir Yaratıcı’nın varlığını inkar ediyor ve “canlıların tesadüfler sonucunda balçıklardan” meydana geldiğini düşünüyorlardı.

Thales’in su üzerinde yüzen düz dünya fikrini temsil eden bir resim. Resimde yeryüzünün üzerinde 4 temel elementten ikisi olarak kabul edilen hava ve ateş görülmektedir. |